BURALARDA YENİYİM

Ben Tuba. Dikiş dikme merakımı yenemediğim için onunla barışmaya ve hatta kendimi bu konuda geliştirmeye karar verdim. Her meraklısı gibi ben de “küçükkenbebeklerineelbisedikengiller”denim

Liseyi bitirdikten sonra şartlara ve kafama uygun kıyafet bulamayınca şal eşarptan tunik, etekten jile, “sofra bezi kumaşı bu” diye burun kıvrılan kumaştan önce elbise, sıkılınca tunik, “battaniye koltuk örtüsü yapıyorlar bundan” dedikleri kucak dolusu kışlık kumaştan sokakta çevrilip “ay çok güzelmiş bu nerden aldınız” diye sık sık durdurulmama sebep olan yeleğe kadar çeşit çeşit dikiş denemeleri ile önce kendimi geliştirdim. Baktım ihtiyaçlar güzel halloluyor, övgüler tatmin ediyor dedim ben bu işi eğitimli yapayım ama üniversite yıllarıydı ve nereden nasıl eğitim alırım bilmiyordum. Eğitim ve çalışma hayatı birbiriyle çakışınca da amiyane tabiri ile arada kaynadı gitti…

Üniversite bittikten sonra Almanya’ya yüksek lisans eğitimi için gittiğimde ise orada gördüğüm el sanatları ile ilgili imkanlar, mağazalar, çeşitlilik vesaire ile ufaktan yeniden aklıma gelmeye başladı ama asıl vurucu nokta Berlin’e taşındıktan sonra Freie Universität Berlin’de aldığım bir ders için kullandığım otobüs durağının tam arkasındaki dikiş makineleri ve dikişle ilgili alet edevatın satıldığı miniminnak ama çok iştah açan dükkanın önünden her hafta otobüse binmek durumunda kalmamdı. Her hafta dakikalarca vitrini inceler ama öğrencilik-parasızlık-kararsızlık-gelecek endişesi-yerleşik bir ev düzenimin olmaması nedeniyle içeri girmeye bile cesaret edemezdim.

Türkiye’ye dönüp hızla iş hayatının içine düşünce yine zamansızlık yaşadım ama aklıma koymuştum, yapmak istiyorsam en azında hobi olarak yapacaktım ve kendim için yapacaktım! Yeniden araştırmaya başladım ve Ankara Olgunlaşma Enstitüsü bünyesinde hafta sonu hobi kursları (artık adı Gelişim Kursu – Hayat Boyu Öğrenme) düzenlendiğini öğrendim. Hemen Eylül 2012’de kayıt yaptırıp 2012-2013 döneminde sadece Cumartesi günleri Giyim Teknolojisi kursuna katılmaya çalıştım! Katılmaya çalıştım diyorum zira haftada 6 gün çalıştığımız ve Cumartesileri için izin aldığım için sıklıkla işim çıkıyor ve gidemiyordum kursa. Yine de tüm modülleri tamamladım. Kurs boyunca birer tane etek, pantolon, elbise, gömlek ve ceket diktik. Tabii çok yanlış seçimler yaptım kumaş ve modeller konusunda ama her diktiğim estetik olarak o kadar güzel olmasa da “teknik olarak” güzel oldu. Zaten nasıl yapılacağını öğrenmek istediğim için verimli bir eğitim oldu. İsteyen herkese tavsiye ederim. Ama haftada bir günlük kurs “öğrendim oldum ben” demek için yeterli değil.

Sonrasında doktora yapmaya karar verdim ve hazırlıklar – başvurular yapmaya başladım. Sonrasında çok güzel bir tevafuklar zinciri ile evlendim. Eşim daha yeni evliyken evde canım sıkılmasın diye bana bir dikiş makinesi aldı. İşte böyle evlenmeli değil mi  Tabii bekârken stokladığım kumaşları da getirmişken ucundan kıyısından bir şeyler yapayım diye uğraşmaya çalışırken bir de hamile oluverdim. Doğuma yakın zamana kadar çalıştığım için bir iki parça bir şeyler diktim ama tabii ne makinenin hakkını verebildim ne de kumaşlar eridi. Bir de, bu işleri yapanlar bilir, kumaşlar azalmadığı gibi o şevkle artar da… Derken işi bıraktım doğum yaptım, aşka geldim bir de overlok makinesi aldım sanki çok dikiyormuş gibi.

O kadar yatırımdan sonra, eşimin ve annemin de desteği ile, kızım 9 aylık olduğunda yine Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nün hafta sonu Stilistlik Kursu’na başladım. Program 2 yıllık, 2016 – 2018 öğrencisi oldum. Eş zamanlı olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi Meslek Edindirme Kursları (BELMEK) bünyesinde Kadın Giyim Terziliği kursuna da gitmeye çalıştım ama çok devam edemediğim için, benden kaynaklı gerekçelerle, verim alamadım. Şimdi, Ekim 2018 ve ben yine Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nün Modelistlik Gelişim Kursu’na kayıt yaptırdım. Bakalım bu sene nasıl geçecek.

Demem o ki, ben bu işi yapacağım yapmasına da ben öğrenirken beraber öğrenelim diyorum. Yapabildiklerimi ve yapamadıklarımı paylaşalım, birlikle öğrenelim.

Hadi bize kolay gelsin.